Rasim GÜL


TÜRKİYE’DE KAYBEDİLEN, MİLLİ BİRLİK, KAZANAN YOK

Aksaray haberleri, Salihler şehri gazetesi, Aksaray haber


2021 yılı Ekim Ayı itibariyle Türkiye’nin geldiği yer hiçte iyi bir yer değil. Dünya’da birçok ülke sistemde ve yaşam kalitesinde daha üst yerlere çıkarken, Cumhuriyet, demokrasi, huzur, güvenlik, geleceğe güvenle bakma, korkusuz ve namerde değil merde bile muhtaç olmadan yaşama seviyesi, neden gittikçe düşüyor? İnsanlarımız başkalarının penceresinden değil, Kendi vicdan, akıl penceresinden bakarak değerlendirmesinin zamanı geldi de geçti bile. 

Eğer Tanzimatçılar adam gibi oturup birbirini dinlemeye ve anlamaya çakışsalardı, eğer, İttihat ve Terakkiciler adam gibi oturup birbirini dinleyip anlamaya çalışsalardı, eğer Kuvayı Milliyeciler adam gibi oturup birbirini dinleyip anlamaya çalışsalardı, son olarak Cumhuriyetçiler de adam gibi oturup  
Birbirini dinleyip anlamaya çalışsalardı, Türk Milletinin, İslam Ümmetinin kaderi başka olur ve Dünya’nın SÜPER GÜCÜ olarak kalırdı. Hayır diyen varsa buyursun çıksın anlatsın.

Daha uzaklara gitmeden 1923 lerden, Türkiye’ye baktığımızda yukarda sıraladığımız gibi idareye hâkim olmuş insanlar birbirine tepeden bakmaya başlamış, ülke gerildikçe gerilmiş ama bürokrasi ve
Siyaset kurumları süslü ve mantıksız laflarla birbirini suçlamaya devam etmiş, asla bir araya gelmemiş halk çaresiz ve perişan olunca, ORDU Amerika’nın İşaretiyle yönetime el koymuş, bir taraf kına yakmış, davul zurna çaldırmış, diğer tarafta da işkence görmüş ve gözyaşları akıtmış.

Bugün liderlerin üslubunun, dillerinin sertliği taraftarlarına katlanarak yansıyor. Muhalifler PKK-HDP, FETÖ destekçisi, küresel gücün temsilcileri olmakla suçlanıp karalanıyor. İktidarda, muhalifler tarafından hırsızlıkla, dışa teslimiyetle, ülkeyi kötü yönetmekle suçlanıyor. Her iki tarafın üslubuda yanlış. Taraf olan gazetelerin, televizyonların kavgaya merdiven dayamaları, bir tarafı hain diğerini kahraman ilan etmeleri katmerli yanlış.

1960 İhtilalinde, 10 yıl başbakanlık yapan insan, Yassıada da hücreye konularak kimselerle görüştürülmemiş, sadece mazgal deliğinden ekmeği ve suyu verilmiş. Üç ay sonra eşi ve çocuklarına ziyaret izni çıkmış. Ne yazık ki ziyaretin süresi 5 (BEŞ DAKKA) verilmiş. Devrin Cumhurbaşkanı Yassıada komutanından asla tek bir talepte bulunmadığı için komutanı sinirlendirmiş. Komutan bu adamın İttihat Terakkici, Milli Mücadelenin Galip Hocası ve Atatürk’ün başbakanı olduğunu göremeyecek kadar gözü dönmüş ve kinle beslenmiş olmasından dolayı, Türk Ordusunun komutanı gibi davranmayı akıl edememiş dolaysıyla Ordunun perestişini yerle bir etmeyi başarmış bir suçlu olmuştur. 

 Amerika destekli 1960 darbesi Türkiye’yi onlarca yıl geriye götürmüş, bugüne kadar hiçbir hekimin çare ve ilaç bulamadığı yaralar açmış. Siyaset kurumu, kanun koruyucuları, yazarlar şeyini yutmuş bülbül gibi susmuş, sular durulmaya başlayınca, boş ama süslü laflarla birbirini suçlamaya ve halkı gruplara ayırmaya devam etmiş, bunun adını dini-imanı ihya etme veya vatanı-milleti kurtarma olarak ilan etmiştir. 

Türkiye’nin gerçekten kendini toparladığını, eğitimde, tarımda, ticarette ve ekonomide ciddi şekilde yol aldığını görenler boş durmamış, Orduyu kullanarak 1971 muhtırasını verdirerek seçilmiş hükumeti görevden indirmiş yerine karmakarışık kırk parçalı bir hükumet kurdurmuş, ülkenin kalkınmasını frenleyerek perestişini sarsmış ve Türk Siyasi hayatını perişan etmiştir. 

Ortamı müsait gören siyasetçiler yine ortaya çıkmış birbirine veryansın etmeye başlamış. Dolaysıyla başta üniversiteler bölünmüş, kurtarılmış bölgeler ihdas edilmiş, gençlik milliyetçiler ve devrimciler diye iki ana gruba ayrılmış, önce yumruklu sonra değnekli daha sonra silahlı çatışmaya başlamış, günlük öldürülen gençlerin sayısı ve hangi taraftan olduğu listeleri tutulmaya ve İNTİKAM çığlıkları sokaklarda yankı yapmaya başlamış. Halk evlerine kapanmaya, iş sahipleri dükkânlarını belirli saatlerde açıp-kapatmaya başlamış.

Bütün bunlar olurken siyaset ve istihbarat kurumları taraf olmuş birbirini suçlamaya devam etmiş, adeta yangına benzin dökmeye başlamış. Neticede 11 Mart 1980 günü 23 gencimizin vurularak öldürülmüş olmasına rağmen devrin iktidar ve muhalefeti yine bir araya gelmemiştir. Dolaysıyla yine Amerika’nın işaretiyle Ordu yönetime el koymuş bu sefer iktidar ve muhalefeti ayırmadan İktidarıda muhalefetide temsil edenleri Hamzakoy’a hapsetmiştir. Milliyetçi ve Devrimci gençlik ciddi şekilde ezilmiş, horlanmış, aşağılanmış, darmadağın edilmiş, demokrasiden soğutulmuştur.

Siyaset yapanlardan iki lider, Hamzakoy’a, iki liderde Uzunada’ya sürgüne gönderilmiş, daha evvel bir araya gelmeyen liderler sürgünde bir araya gelmişler ve el sıkışıp bir arada yemek yiyip çay-kahve içmeye başlamışlar. Kötü mü etmişler hayır iyi etmişler. Ancak 4.500 gencin öldürülmesi konusunda bir araya gelip ölümleri durdurmayı görüşmemişlerdi. 41 yıl geçmesine rağmen halen hukuken, vicdanen ve siyaseten araştırma yapılıp gerçekler ortaya çıkarılmamıştır. Geçen sürede bütün hükumetler bu sayfayı görmezlikten gelmişlerdir.

1980 den sonra Türkiye’de sular hiç durulmamış, iktidar ve muhalefetin samimiyetsiz göstermelik kavgası aralıksız devam etmiştir. Bu kavgalar Ülkeyi özellikle İstihbaratlardaki zayıflıktan ayaklanmalara- müdahaleye açık hale getirmiştir. İktidar ve muhalefet gerçek suçlu olan Amerika ve İsrail’i korkusundan ağzına alamadığı için 15 Temmuz 2016 kalkışması, Fetö denen satılmış bir imamın üstüne yıkılarak gerçekler yine kapatılmıştır. 

!5 Temmuz ayaklanması, daha evvel başbakan, cumhurbaşkanı ve siyasetçileri hücrelere tıkan generalleri içeri koyarak, general veya halktaki PAŞA sevgi ve saygısını ciddi şekilde yaralamıştır. Yine nedeni hukuki ve vicdani olarak açıklanamamış 104 generali lekeli hale getirmek, 28 Şubat uydurmasıyla 4 generali içeri atmayı kimse kimseye anlatamadı, anlatamaz da. Bunun adına  ‘’ÖRTÜLÜ HARP’’ denmektedir. Manası, düşmanın kendi askerini kullanmadan sizin ülkenizde iç harp çıkarmayı başarmasıdır.

Aradan 6 yıl geçmesine rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hukuk ve istihbarat açısından olayı aydınlatamamış veya aydınlatmak istememiştir. Olayın kirli kalması elbette Cumhuriyet ve demokrasi ve Türk düşmanlarının işine geldiğini anlıyoruz da, iktidar ve muhalefetin bir araya gelerek gerçekleri ortaya çıkarmamasını ve nesillere umut verilmemesini anlamıyoruz.

Türkiye’de 1960 İhtilali, 1971’de hükumeti deviren müdahale, 1980 İhtilali, 2015 Amerika’n müdahalesi ülkemizi perişan etmiş en az 50 yıl geri kalmamıza neden olmuştur. Bu kadar ülkeyi sarsan hayati konularda bile İktidar ve Muhalefet birlikte hareket etmeyi akıl edememiştir.

 Cumhuriyet döneminde hiç bir zaman ciddi şekilde bir araya gelindiği hatırlanmıyor. Sözün özü, İktidarlar Ülkeye hizmet ediyorsa, Muhalefet kime ediyor, Muhalefet Ülkeye hizmet ediyorsa, İktidar kime ediyor bunu her vatandaşın bilme hakkı vardır. Bizde bilmek istiyoruz. Dolaysıyla gençliği ve halkı ayırmadan gerçekler anlatılarak dostunu ve düşmanını göstermek en kutsal görev değil mi?

Başta İktidara sonrada muhalefete sormak istiyoruz, hizmet için yola çıktığınızı söylediğiniz bu millete bir araya gelmeyerek, milleti kamplara ayırarak neden İŞKENCE ediyorsunuz? Bu işkenceden binlerce yakınınızın ve sevdiklerinizin de nasibini aldığını veya alacağını neden hesaplamıyorsunuz?

Ey İktidar ve muhalefet yetkilileri, iktidarı yani gücü elde etme uğruna bu gazi milletin ‘’MİLLİ BİRLİĞİNİ’’ zayıflatma ve bozmadan zevk mi alıyorsunuz?  Nerede, kimin başkanlığında bir araya gelecekseniz gelin. Amerika, İsrail, İngiltere ve başkalarının tuzaklarını bozun, biz de sizi doya doya alkışlayalım.

HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.



YAZARLAR